SARAY YOL ALIYOR, KILIÇDAROĞLU YORUYOR

Türkiye genel seçimlerin ardından,  demokrasinin, denetimin ve yargı bağımsızlığının rafa kaldırıldığı, saraya konuşlanmış bir tek adam rejimiyle sınanacağı günlere adım attı.
Döviz kurunda, enflasyonda, faizlerdeki artış, birbiri ardına gelen zamlar, bu rejimin ekonomik yönden de Türkiye’nin boğazını sıkacağını şimdiden gösteriyor.
Saray ve adamları günbegün inşa edecekleri bir rejimin son hazırlıklarını tamamlarken, Cumhuriyet tarihinin en büyük mücadelesine hazırlanan muhalefet bu kritik süreci bir kenara bırakmış, ‘koltuk sevdalısı’ Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi ile uğraşıyor.
CHP ya da Muharrem İnce’ye oy vermiş kitleye, asıl başarısız olanın Muharrem İnce olduğunu, kendilerinin ise partiyi yine olabilecek en iyi noktada tuttuklarını anlatmaya çalışan Kılıçdaroğlu ve ekibinin hali trajikomik bile değildir.
‘Başarılıyız’ diyen Kılıçdaroğlu; ‘Muharrem İnce’ye gönül verenler seçim akşamı hayal kırıklığı yaşadı’ diyen Veli Ağbaba; ‘Bizim mahalleye hitap eden dili terk edeceğiz’ diyen Bülent Tezcan gibileri, halkın aklıyla alay, fikrine ise hakaret etmektedir.
Oyların güvenliğini sağlayamayan, oy sayımının dijital ortama aktarılmasını beceremeyen, halkın önüne çıkıp söylediği sözden iki saat sonra dönen…
Seçim kaybedince ortadan kaybolan; bir zaman sonra ortaya çıkıp, ‘ben kaybetmedim, kazandım’ diyebilen; kırk yıl sonra %30 eşiğini aşmış adayının adını dahi anmayan, ertesi gün asıl onun başarısız olduğunu iddia edebilen…
Partililerinin sesine kulaklarını tıkamış, tabanı duymayan, değişim isteğini hiçe sayan, koltuk sevdasıyla gözü kararmış bir parti lideri ve onun ekibine karşı, -hele ki bir erken yerel seçim kapıda beklerken- tüm yurtseverlerin, demokratların, cumhuriyetçilerin, kendi düzenini inşa eden bir tek adam rejiminde soluk alıp vermek zorunda kalacak herkesin takınacağı tavır ortaktır:
‘Artık gölge etmeyin, başka ihsan istemez.’
Gerisi laf’ı güzaftır…
Türkiye’yi çok daha kötü günler bekliyor.
Bu ülkede iyiyi, doğruyu, güzeli, hakça, kardeşçe, aydınlık olanı isteyenlerin mücadele şartları artık çok daha ağırlaşmış durumda.
Ve yazık ki bu süreçte muhalefetin lideri olması gereken Kemal Kılıçdaroğlu, koltuk sevdası yüzünden, bugün saraya konuşlanmış tek adam rejimiyle mücadelenin adımlarından biri haline dönüşmüştür.
Cumhuriyet Halk Partisi liderinin bu duruma düşmesi hem kendisi hem partisi adına utanç vericidir.
Ama daha da önemlisi, Türkiye’nin Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibiyle uğraşarak kaybedecek zamanı yoktur.
Erken yerel seçim planları, her gün daha da kötüye giden bir ekonomi, can yakan büyük bir toplumsal yozlaşma ve denetimsiz-kontrolsüz bir saray rejimi kapıları zorlarken, ne olacaksa bir an önce olmalı, Kılıçdaroğlu adeta halkın iradesine karşı işgal ettiği koltuğundan çekilmeli, çekilmiyorsa da örgütünün iradesiyle indirilmelidir.
İndirilmelidir ki, muhalefetin enerjisi Kemal Bey’den asıl olması gereken yöne, mücadele saflarına yönelebilsin.
‘Tamam’dan sonra ‘Yeter’in vaktidir…

Yorumlar

Popüler Yayınlar