ONURLU BİR DEVRİM NASIL YOZLAŞTIRILDI

Çatısı bile açıktı…
Döşenecek kiremitler Ulucanlar’daki bir ilkokul inşaatından sağlandı, yetmedi…
Yetmediğini gören Ankaralılar, kendi evlerinin çatılarından kiremitleri söküp yetiştirdiler ilk Meclis binasına.
Vekillerin oturacağı sıralar, Erkek Öğretmen Okulu ve ilkokullardan temin edildi, marangozlar geceleri bile çalışarak kürsüyü tamamladılar.
Aydınlatma için avize bulamadılar, bir kahvehanenin büyük asma lüks lambası alınıp asıldı salona.
Isıtmayı nasıl olsa hallederiz dediler, daha mevsim bahar, aylardan Nisan’dı…
Bağımsızlık tutkusuyla Anadolu’nun dört yanından koşup gelmişti vekiller. Barınacakları yer yoktu. Öğretmen Okulu’na yerleştiler, karyolalar, ranzalar dolunca yer yatakları serildi.
Yemekler tabldottu. Mutfağın yönetimi iki vekile verilmişti.
Halkı temsil ediyorlardı, halk işgal altındaydı; aslolan halkın savaşını yönetmek, ona ses olmaktı, gerisi teferruattı.
Bu bilincin onurlu insanlarıyla doluydu ilk Meclis…
1 Kasım 1920…
Ankara’nın kışı her zamanki gibi erken gelmiş, hava buz gibi.
Millet Meclisi toplantı salonundaki sac soba, eksikleri tamamlanıp kurulamamış hâlâ.
Bu nedenle ilk Meclis’in yiğit vekilleri, çevre okullardan toplanmış tahta sıralarda paltoları ve gocuklarına sarınmış, fes ve kalpaklarıyla oturuyor; konuşmak üzere kürsüye de aynı kıyafetlerle çıkıyorlar.
Herkes soğuktan tir tir titriyor…
Bolu vekili Doktor Fuat Bey, mesleki sorumluluğu gereği de bu duruma dayanamıyor ve şu önergeyi sunuyor:
“Soğuğun şiddeti sobasız salonda müzakereyi olanaksız bir hale getirmiştir. Bu halin sağlığımıza olumsuz etki yapacağını göz önüne alarak soba kuruluncaya kadar toplantıların ertelenmesini arz ve teklif eylerim.”
Önergenin okunmasıyla birlikte, salondan şiddetli itirazlar yükselmeye başlıyor:
“Red… Red… Red…”
“Soğuk da olsa toplanalım!”
Kürsüye çıkan Doktor Fuat Bey, hangi sağlık riskini anlatmaya çalışırsa çalışsın vekilleri ikna edemiyor ve önergesi reddediliyor.
Meclis çalışmaya devam ediyor…
4 Temmuz 2018…
Siyasete, Tayyip Erdoğan’a duyduğu sevgi ve saygı ile onun yanında durmak için girdiğini söyleyen AKP Sakarya Milletvekili Kenan Sofuoğlu, Meclis’e 4 milyon liralık –vergisiz- Lamborghini’siyle geldi.
Vekil olacağını, Tayyip Erdoğan’ın telefonuyla öğrenmiş olduğunu belirten Sofuoğlu, “Meclis’e giderken, arabamın sesiyle insanlar ‘Kenan geliyor’ diyecek” dedi ve ekledi, “Arabayı kimse eleştirmesin, alnımın teriyle kazandığım parayla aldım, siyasete de siyasetçi olmak için girmedim”.
1 Kasım 1920 günü, teklifi reddederek sobasız salonda çalışmak için direten kahramanlardan; vatandaşına “ÖTV zammından şikâyetçiysen, Porsche’ye binme, Fiat’a bin” deyip, ÖTV’sini ödemediği Lamborghini’sinin sesinden tanınmak isteyen Kenan Sofuoğlu’nu vekil seçtiren Tayyip Erdoğan’a uzanan hikâye; onurlu bir devrimin nasıl yozlaştırıldığının bir özetidir aslında…
Anlayana…

Yorumlar

Popüler Yayınlar