CHP’DEKİ KAVGAYA BİR DE BÖYLE BAKALIM

Nutuk’ta şöyle diyor Mustafa Kemal:
“Gelecek nesillerin, Türkiye’de Cumhuriyet’in ilan edildiği gün, ona en insafsızca saldıranların başında, ‘cumhuriyetçiyim’ diyenlerin yer aldığını görerek asla şaşıracaklarını sanmayınız! Aksine, Türkiye’nin aydın ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların gerçek düşüncelerini tahlil ve tespitte hiç de kararsızlığa düşmeyeceklerdir.”
Cumhuriyet’e saldıranların önce ‘cumhuriyetçi’ geçinmesinin kaynağı bizim devletimizin temellerine dayanıyor yani.
Atatürk uyarmış, Atatürkçüler uyumuş!
‘Cumhuriyetçi geçinmiş olanlar’ sonraki yıllarda taktiklerini daha da geliştirdi.
Karşısında yer almaktansa içeriden çökertmeyi ilke edindi.
Bizim tüm ‘cumhuriyet’lerimiz; Türkiye Cumhuriyeti de Cumhuriyet Halk Partisi de Cumhuriyet gazetesi de aynı kara oyuna kurban edildi.
Ülkenin, Mustafa Kemal sonrası idarecileri önce Atatürkçüydü, sonra demokrat oldular, sonra liberali, Amerikancısı, NATO’cusu, Avrupacısı derken gemi dincilik limanına bağlandı. Koca bir devrimin değerleri bozuk para gibi harcandı. Dümen, dümenden kovulan anlayışa teslim edildi Türkiye Cumhuriyeti’nde. Doksan beş yıllık hesap görüldü!
Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk sonrasında bir türlü tam anlamıyla Atatürkçü olmak istemedi; lafta kalan eyleme hiç geçemedi. Sola da gidemedi. Arada bir yerde çakılıp kaldı. Ortanın solu, sosyal demokrasi derken, liberal taşıyıcılar dolduruldu partiye; görevleri CHP’yi kendi öz değerlerinden uzaklaştırıp, gericilikle, etnikçilikle, mezhepçilikle, liberal sol utanmazlığıyla bulamaç etmek, kimliksizleştirmekti. Başardılar.
Aynı oyun, Cumhuriyet gazetesinde de oynandı. Hepsi ‘Cumhuriyet’çiydiler ya, Cumhuriyet’in değerlerini, çizgisini aşındırmak için var güçleriyle çabaladılar. Cumhuriyet devriminin gazetesini, AKP tarafından son kullanma tarihi geçirilmiş liboşlarla doldurdular, içini boşalttılar, güçsüz, etkisiz kıldılar. İşlem tamam!
Burası önemli: Oyun hiç değişmedi. Hepsi cumhuriyetçiydi; devleti yöneten de partiye sızan da gazeteyi ele geçiren de. Bu makyajla önce gerçek cumhuriyetçileri böldüler, birbirine düşman ettiler, sonra başladılar vazifelerini görmeye.
‘Cumhuriyetçi geçinmiş olanlar’ sahnedeydi.
Bir gün bir baktık ki ne Cumhuriyet gazetesi kalmış ne Cumhuriyet Halk Partisi ne de Mustafa Kemal’in Türkiye Cumhuriyeti…
Bu anlayışı, bu oyunu ve bu adamları ayırt edemezsek yok yere birbirimizi yemeye devam ederiz.
Bizi güçsüz kılanlar, bize ihanet edenler hep içimizde oldular, oyunlarını oradan kurdular, artık görmemiz gereken yegâne gerçek budur.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde bugün süren kavga bunun kavgasıdır. Kurultay isteyen gerçek cumhuriyetçilerin derdi, salt Kılıçdaroğlu’nu indirip İnce’yi getirmek değil, CHP’yi olması gereken çizgiden en çok uzaklaştırmış bir anlayışla hesaplaşmaktır. Belki Kılıçdaroğlu gidip, İnce gelince hiçbir şey değişmeyecektir ama sadece Kılıçdaroğlu, ekibi ve partiye doldurduğu, CHP’nin temel inançları ile hiçbir bağı olmayan isimlerin gitmesi bile, Atatürk Cumhuriyeti’ni yeniden inşa etmek için vereceğimiz mücadelenin bir adımıdır. Muharrem İnce ise, eldeki tek gerçek seçenek olduğu için tercih edilmektedir. Beklenen değişimi o sağlayamazsa onunla da mücadele edilir. Cumhuriyetçilerin derdi bu saatten sonra isimler değil, değerlerdir. O değerlerden vazgeçmenin bedeli çok ağır ödenmiştir çünkü, hem daha da ödenecektir…
“Yerel seçimlerden önce iç tartışmaları gerek yok”
“Kılıçdaroğlu gidip İnce gelince ne değişecek?” gibi görüşlerin peşine takılan yurttaşlarımız konuya bir de bu açıdan bakmalıdır.
Tekrar edelim: Mesele seçim, hizipçilik, koltuk kapma kavgası değildir. Cumhuriyet’in kurumlarını kimliksizleştirenlerden hesap sorma, arınma meselesidir.
Bugün elimizden kayıp gitmiş bir devrim ülkesi, ancak tek tek bütün temel kurumlarında bu mücadeleler verilip, o kurumları kimliksizleştiren virüsler temizlenerek yeniden ayağa kalkabilir.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi.
Yarın Cumhuriyet gazetesi.
Sonra Türkiye Cumhuriyeti.
Yeter ki neyi savunduğumuzu ve neyle kavga ettiğimizi unutmayalım ve olaylara bu bilinçle bakalım.
Cumhuriyet devrimcisine yaraşan budur…

Yorumlar

Popüler Yayınlar