DEVRİMİ SAVUNUN, ÇOCUKLARIMIZI SAVUNUN

Devrimci, yarının bereketli tohumlarının, bugünün çocukları olduğunu bilir.
Onların aydınlık geleceğinin, ülkenin yarınlarının da teminatı olduğunun ayırdındadır.
Bu yüzden, bugünün çocukları aklı, bilimi, özgür düşünceyi, yurttaş olmanın görev ve sorumluluklarını bilsin, özümsesin ister.
Bizim en büyük devrimcimiz Mustafa Kemal, 1930’da kendi notlarından oluşan Medeni Bilgiler kitabını çıkarır ortaya; 1931’de O’nun Başvekil İsmet Paşa’ya yazdığı mektupla, kitap okullarda ders kitabı olarak okutulmaya başlanır.
Devrimci Mustafa Kemal, ülkenin evlatları daha okul sıralarında öğrensin ister:
“Bizim bildiğimiz demokrasi siyasal niteliktedir; onun ereği, ulusun yönetenler üzerindeki denetimi sayesinde siyasal özgürlüğü sağlamaktır.”
“Ulusça, ulus adına devleti yönetmeye yetkili kılınanlar için, gerektiğinde ulusa hesap vermek zorunluluğu, gelişigüzel ve gönlünce davranmakla bağdaşmaz.”
“Bir yurttaş kendi özgürlük hakkını kendi maddi gücüne dayanarak sağlamaya kalkışamaz.”
“Devletçilik, özellikle toplumsal, ahlaki ve ulusaldır. Ulusal servetin dağıtımında daha yetkin bir adalet ve emek harcayanların daha yüksek gönenci, ulusal birliğin korunması için koşuldur.”
“Türkler, demokrat, özgür ve sorumlu yurttaşlardır.”
“Eleştiri ve tartışma bütünüyle özgürdür. Hükümeti ve Meclisi dikkatli bulunduran, eleştiri özgürlüğüdür.”
“Türk ulusu, ulusal duyguyu dinsel duyguyla değil, ama insancıl duyguyla yan yana düşünmekten zevk alır.”
“Bir toplumu, bir bölüm insanlarının bakış açılarının zorlu tutsağı ve cılız bağımlıları olarak yaşatma yolu, doğal ve akla uygun bir hükümet düzeni olarak görülemez.”
Devrimci, bir saltanatın çürümüş tahtını devirmiş, egemenliği halka vermiş, halkı özgür yaşasın, özgür düşünsün, aklını bir daha kimsenin emrine sokmasın istemiştir. Bu yüzden, esir bir halkı özgürleştirip, yeni bir devlet kurarken, oturup ders kitabı kaleme almış; sorulduğunda, ‘Cumhurbaşkanı olmasam, Milli Eğitim Bakanı olmak isterdim’ demiştir.
Devrimci, yarının bereketli tohumlarının, bugünün çocukları olduğunu bilir.
Devrimci bilir de, karşıdevrimci bilmez mi?
O da bilir elbet!
Bu yüzden, örneğin bir eğitim zirvesinde kürsüye çıkıp, ‘Eğitim sistemini yeniden ele almalıyız’der.
Bu yüzden, ders kitaplarından Atatürk ayıklanır, kurgulanmış yeni gerçekler sokuşturulur.
Bu yüzden, Evrim teorisi ders kitaplarından çıkarılırken, çocuklara cihat öğretilir.
Bu yüzden, yasak olmasına rağmen küçücük çocuklar, yeni gözde cemaatlerinin Kuran kurslarında şeriat eğitiminden geçirilir.
Bu yüzden, yaz okullarında 3-6 yaş arası çocuklara haremlik-selamlık yüzme havuzları açılır.
Bu yüzden, bu kafanın atadığı müdür yardımcıları kızlı erkekli halk oyunları için ‘halt oyunu’ der, ‘zina’ der, ‘Bunun neresi İslam’a uygun?’ diye sorar. Ve birkaç ay sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nın emriyle halk oyunları kursları yasaklanır.
Bu yüzden, bir ilçenin Milli Eğitim Müdürü, ortaokul müdürlerine resmi yazı göndererek, ‘2017-2018 eğitim öğretim yılında mevcut ortaokullarınızdaki 5. sınıf öğrenci sayılarınızın en az yüzde 35’ini imam hatip ortaokullarımıza kazandırmak için gerekli özenin ve hassasiyetin gösterilmesi hususunda bilgi ver gereğini rica ederim.’ der.
Devrimci, bugünün çocukları, yarının sahipleri; özgür, bağımsız, çağdaş, yurttaşlık bilincine sahip, demokrat bir öze sahip olsunlar diye çabalar.
Karşıdevrimci, yurttaş değil kul ister; özgür ve bağımsız değil kendi emirleri altında yaşasınlar ister; akıl ve bilim yolunda değil, akıllarını efendilerine kiralamış biçimde sürsünler ömürlerini diye kendi hükümdarlığını dinle soslayıp, inançla gizleyip şırıngalar tazecik beyinlere.
Devrimci, bu bereketli topraktan aydınlık zihinli, çağdaş insanı yeşertmek istemiştir.
Karşıdevrimci, bu emeli yıkıp, kindar ve kendine kul, gerici bir neslin hazırlığı içindedir.
Bu kavga, bu toprağın kaderi üzerine en büyük kavgadır.
Ve bu kavganın öznesi, bizim çocuklarımızdır.
Ali Sirmen, Cumhuriyet gazetesinde, 13 Ekim 2016’da kaleme aldığı yazısında,  ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği açısından en tehlikeli örgüt hangisidir?’ diye sormuş, ‘PKK mi, YPG mi, IŞİD mi?’ şeklindeki olasılıkları sıralayıp, cevabını şöylece vermiştir:
‘Eğer yanıtınız bunlardan biriyse, bilin ki yanıldınız. 
Çünkü Cumhuriyet’in varlık ve bekası açısından en tehlikeli örgüt biliniz ki, artık MEB’dir (Milli Eğitim Bakanlığı).’
Size büyük puntolu ve süslü gündemler sunup, arka planda çocuklarımız üzerindeki emellerini, Milli Eğitim politikaları üzerinden adım adım gerçekleştiriyorlar.
Bu tuzağa düşmeyin; bu nokta, bu büyük tarihsel kavganın dönüm noktasıdır.
Devrimi ve devrimcinin ideallerini savunun.
Çocuklarımızı; onların özgür, bağımsız ve çağdaş geleceğini savunun.

Yorumlar

Popüler Yayınlar