GEZİ DİRENİŞİ BU ÜLKE TARİHİNİN EN ONURLU SAYFALARINDAN BİRİDİR

Hayatı boyunca, cepheden cepheye koşarken, ağaca ve yeşile hep hasret kalmış Mustafa Kemal, çorak bir alanda at gezintisi yaparken, bir an durdu, yanındaki İsmet Paşa’ya döndü:
“İsmet, çabuk bana yeni bir din bul” dedi, “ibadeti ağaç dikmek olan bir din…”
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, halkın gücüne dayanarak kurdukları Cumhuriyet, onlardan hemen sonra sağ iktidarların eline geçti.
Sağ; sadece insani gelişime, emeğe, eşitliğe, ilerlemeye, hakça bölüşmeye, aydınlanmaya düşman değildir; ağaca, yeşile, doğaya da düşmandır; yeryüzünün bütün güzelliklerini sermayenin çarkları arasında yok etmek isteyen bu kocaman karanlık, Türkiye’de de gücü eline aldığı an yapacaklarından geri durmadı.
İşte o siyasetin en vahşi temsilcisi AKP iktidarında, tarihler 27 Mayıs 2013’ü gösterirken, Topçu Kışlası yapma bahanesiyle Taksim Gezi Parkı’na inşaat makineleriyle yıkıma gelenler, karşılarında bu ülkenin sorumlu yurttaşlarını buldular.
Ve tarih, baskıcı ve otoriter bir yönetime karşı sabrı taşmış, bu yönetime artık ülkesinin tek bir güzelliğini, tek bir ağacını, tek bir dalını, tek bir çiçeğini dahi feda etmeme kararı vermiş onurlu yurttaşların, üzerlerine iktidarın olanca gücüyle gelen, ölümlerle, gaz bombalarıyla, kurşunla, TOMA’yla, dayakla, sopayla saldıran bir yönetim karşısındaki şanlı direnişine tanık oldu…
Gezi Parkı direnişi, bu ülke tarihinin en aydınlık, en onurlu sayfalarından biridir.
Bu direniş boyunca, faşizm tarafından yaşam hakları elinden alınmış gencecik fidanlar, Ali İsmail Korkmazlar, Berkin Elvanlar, Abdullah Cömertler, Ahmet Atakanlar, Ethem Sarısülükler bu ülkenin vicdanlı yurttaşlarının yüreklerinde silinmez izleriyle sonsuza dek yaşayacakken, onları öldürenler er ya da geç önce cezalarını hukuk önünde çekecek, sonra da tarihin utanç çöplüğüne süpürülmekten kurtulamayacaklardır.
Gezi Parkı direnişinin üzerinden dört yıl geçti.
O zaman halkın karşısında devlet faşizmini acımasızca sergileyen AKP-Cemaat kardeşliği, ilerleyen zamanlarda bozuldu, aralarına kara kedi girdi; bu cepheleşmenin tarafları açısından önemli, bu ikilinin yıllarca hayatlarını zindana çevirdiği insanlar açısından trajikomik ve ciddiyetsiz bir manzara ortaya çıktı.
Şimdilerde ise –nihayetinde devlet gücünü elinde bulunduran- AKP iktidarının, bu ülke tarihini FETÖ düşmanlığı üzerinden yeniden şekillendirişine şahit oluyoruz.
Tarihimizin, Fethullah Gülen ve cemaatini yazan tüm sayfalarından itinayla AKP siliniyor, yıllarca bu cemaat ve yoldaşı iktidarla mücadele etmiş nice isim, kurum, kuruluş, siyasi parti vb onun yerine ekleniyor.
Yerseniz!
Yemeyiz…
Bir aklımız, sorgulama yeteneğimiz var, kendilerini bu kadar kolay aklamalarına müsaade etmeyiz…
Hatırlayın…
Bir dönem Gezi direnişine katılan insanları Fetö’cü ilan etmeye, Gezi davalarını, Fetö/PYD davasıymış gibi göstermeye çalıştılar, tutmadı; şimdi de Gezi’de halka zulmeden polislerin, bizzat Fetö emriyle, halkı kışkırtmak için orantısız güç kullandıklarını, halkı iktidara karşı kışkırttıklarını yazıp çiziyorlar.
Neymiş…
Böylesi karanlık bir oyun, Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle bertaraf edilmiş, Gezi zamanı meydanlara inen milyonlar da Fetö tarafından kullanıldıklarıyla kalmış…
Tabii bu senaryoyu önümüze koyarlarken, o dönem AKP-Cemaat kardeşliğini, şimdi Fetö’cü dedikleri polislerin vahşeti için, ‘Polise emri ben verdim, polisimiz destan yazdı’ diyen Erdoğan’ı, cemaat medyasının o dönem Gezi direnişçilerine saldırıp, hükümetin yanında nasıl saf tuttuğunu unutmamızı bekliyorlar.
Dahası ellerinde Mustafa Kemal’li Türk bayraklarıyla, dillerinde eşitlik-özgürlük-demokrasi söylemleriyle alanları dolduran milyonların irade ve akıl düzeylerini kendilerininki kadar vasat, kullanılmaya müsait zannediyorlar.
Havuz medyasının, yağlı ballı kalemlerine kötü bir haberimiz var:
Biz bunları yemeyiz, geçiniz!
Polis şiddetine orantısız zekâyla direnmiş bir halkın gözünde, elinizdeki kanı bu denli akıldan yoksun senaryolarla temizleyemezsiniz.
Başka kapıya!
Gezi Parkı direnişi, AKP-Cemaat ortak zihniyetine karşı bir isyandı.
Gezi Parkı direnişi, baskıcı-otoriter yönetime karşı, onurlu bir özgürlük çığlığıydı.
Gezi Parkı direnişi, ilerici, bağımsız, laik ve demokratik bir toplumsal tepkiydi.
Gezi Parkı direnişi, bu ülke gençlerinin, bu ülkenin güzelliklerine, aydınlık yarınlarına sahip çıkışıydı.
Şimdi, hayatlarının hiçbir döneminde bu değerlerden nasibini alamamış olanlar, Gezi Parkı direnişinin anlamını sarsıp, lekelemeye çalışıyorlar.
Onlar açısından asıl acıklı olan, Gezi’nin dördüncü yılında, Gezi direnişçilerini hâlâ anlayamamış olmalarıdır.
Bu, bir insan için ne büyük bir eksikliktir…

Yorumlar

Popüler Yayınlar