ÇOCUKLARA KIYMALARINA İZİN VERMEYİN EFENDİLER



Laikliği sadece laiklik olarak tanımlarsanız, bu topraklar için bu terim muhakkak eksik kalacaktır. Laikliği, Anadolu’nun aydınlanma mücadelesinin temel direği olarak tanımlarsak, dün ve bugün yerli yerine oturacaktır.

Dün, aydınlıktır.

Eldeki küçücük imkânlarla karanlığın üzerine emin adımlarla yürümektir.

Aklı özgürleştirmek, kulluktan sıyrılıp yurttaşı inşa etmektir.

Dün, Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere Anadolu’ya geçen genç Nazım Hikmet’in, bizim asıl cephemiz oralardır denilerek, savaş sırasında bir okula öğretmen olarak atanmasıdır.

Dün, savaşın en çetin günlerinde, il-ilçe yöneticilerine çekilen telgrafla, ödenecek maaşlar içinde önceliğin muhakkak öğretmenlere verilmesinin emredilişidir.

Dünde, ‘Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini yoğuran irfan (bilim, kültür) ordusudur’ vardır.

Dünde, ‘Ordularımızın kazandığı zafer, sizin eğitim ordularınız için yol açtı. Gerçek zaferi siz, öğretmenler kazanacaksınız. Bunu başaracağınızdan kuşkum yoktur. Sarsılmaz bir inançla ben ve arkadaşlarım sizi gözeteceğiz. Sizin karşılaştığınız tüm engelleri kıracağız’ vardır.

Dünde, ‘Öğretmenler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister’ vardır.

Dünde bu toprakların en büyük aydınlanma devrimcisi Mustafa Kemal ve O’nun özgür aklı yücelten, cumhuriyetin aydınlık tohumlarını bu ülkenin yarınlarına eken kahraman öğretmenleri vardır.

Dün, aydınlıktır…

Dün, devrimcidir…

Bugün, karanlıktır…

Bugün, utanmaz ve küstah bir karşıdevrimdir…

Ve karşıdevrimcilerin birbirine düşmüş olması, ne bir zamanlar birlikte işledikleri suçları aklar ne de bugün galebe gelen karşıdevrim kolunun, cumhuriyet devrimleri ve felsefesiyle hesaplaşma yolunu meşrulaştırır.

Hepsi birdir…

Bugün, özgür, bağımsız, uygar ve demokratik yurttaşlar yetiştirmek üzere yola çıkmış bir devrimin en karanlık günleridir.

Yıllar yılı bu ülkenin eğitim sisteminde gedikler açmaya, kendi karanlığına bir yol bulmaya çalışan karşıdevrim –ki bu konuda hayli maharetlidir-, bugün, semiren cesaretiyle bu ülkenin geleceği olan çocuklara el atmıştır.

Bilimsel, laik ve demokratik eğitim hedefinden gelinen nokta, ilköğretim çağındaki çocuklara Kuran okutulan okullar, beşinci sınıf çocuklarından derse başörtüsüyle gelmesini isteyebilen öğretmenler, 15 Temmuz tiyatroları, AKP propagandası ve iktidarın akıl suyunda şekillenen bir müfredattır.

Yeni eğitim-öğretim yılınız kutlu olsun!

Devrimin tohumlarını süpüren karanlık, karşıdevrimin tohumlarını ekmekte ilk defa bu denli cesur, bu denli rahattır…

Bugün, karşıdevrimdir…

Bugün, karanlıktır…

Görün, duyun, bilin…

Bu ülkenin temel değerlerini ayaklar altına serdiler, sustunuz.

Bu ülkenin aklını, fikrini, zihnini sakatladılar, sustunuz.

Bu ülkenin omurgasını, bu ülkeyi ayakta tutan bütün dokunulmazlarını çiğnediler, sustunuz.

Dünden bugüne onurla taşınan ne kadar emanet varsa, suskunluğunuzla attınız sırtınızdan…

Bugün, çocuklarınıza uzanıyor elleri…

Bugün, yarının hamuruna şekil vermeye kalkıyorlar, sizin çocuklarınızla, onların pırıl pırıl zihinleriyle…

Çocuklarınızı karşıdevrimin askerleri yapmalarına izin vermeyin efendiler…

Çocuklarınızın akıllarını, kalplerini esir almalarına izin vermeyin efendiler…

Çocuklarınıza kıymalarına izin vermeyin efendiler…

Susmayın efendiler…

Cumhuriyet devrimi, her zaman çocuklara, gençlere emanettir.

O çocuklara, o gençlere sahip çıkın efendiler…

Yorumlar

Popüler Yayınlar