İNSANLIK İZİ

Öykü yazmaya yeni başlayan biri olarak kitabın ilk satırlarını okuduğum anda, ‘işte sağlam bir kitap beni bekliyor” diye kendime söylendim. Kitabı büyük heyecanla okumaya başladım. Her öykü de hayal dünyamda o anları görüntüledim. Ayağı kırık bebeği kızına veren babayı, kızın sevincini gördüm. O anı görüp de mutlu olmamak elde mi? 62 yaşında olup da ben 53 yaşındayım demek zorunda kalan emekli öğretmen teyzemizin hayatını devam ettirmek için yaptığı çabaları görmek insana umut verdiği kadar üzmemesi mümkün mü? Gezi Direnişinde polisi taksisine almayıp evde oğlunun yüzüne bakabilen amcanın haklı gururunu sizde yaşamaz mısınız? Sokak hayvanlarının yemeği için kağıt toplayıcılarla anlaşma yapan abimiz sizin de yüzünüzü güldürmez mi?  50 lira karşılığında aldığı arabasını çaldıran plastik toplayan dayımıza yardım etmek isteyenlere ”50 lira biriktirmek için haftalarca çalıştım. O parayı alamam” diyen dayının emeğin kutsallığını nasıl anlattığının farkına varmak güzel değil mi?
 Kitap bunlara benzeyen bir kaç hikaye daha içeriyor.  Kitabı okurken ara ara hüzünlendim. Ara ara küfür ettim bu düzene. Ama her hissin ardından umutla bağlandım bir kez daha.. Her hikâye yüreğime dokundu. Uzun zaman olmuştu birinin yüreğime dokunmayışı. Uzun zaman olmuştu ”insanlık”tan haber almayalı. Ve uzun zaman olmuştu hayata herşeye rağmen sıkıca sarılmamız gerektiğini unutalı.. Taylan Özbay’a bu kitaptan dolayı çok teşekkür ederim. Ve kitabın adını hafızama ”İnsan İzi” olarak değil, ”İnsan(lık) İzi” olarak kaydettim.
Eren Demir
Kirpi Dergi

Yorumlar

Popüler Yayınlar