Kayıtlar

Son Eklenenler

YAZAR TAYLAN ÖZBAY İLE “EDEBİYATIMIZIN USTALARININ GÖZÜNDEN ATATÜRK VE DEVRİMİN YÖNÜ” ADLI YAPITINI KONUŞTUK

Resim
  Çağdaş Türk Dili-   Atatürk devrimlerine sanatçıların sanatın, özellikle de yazarların gözünden bakmayı ne zaman düşündünüz,   kitabınızın oluşumundaki itici güç neydi? Taylan Özbay- Cumhuriyet Devrimi üzerine, özüne bakıldığında tarihi olmaktan çok düşünsel kitaplar yazmaya çalışıyorum. Bundaki itici gücü ise özellikle 12 Eylül sonrası toplumun düşün dünyasını baskılayan, sağcılaştıran sermayeci gerici karanlık ile semirme döneminde ona payandalık eden, her fırsatta da bunu sürdüren liberal sağ ve solun bir elden kurguladıkları yeni tarih anlayışına teslim olmamak gerektiği inancım ve bu amaçla toprağımızın en güzel en onurlu tarihsel sürecinin çarpıtılmamasına dair kendi küçük çabamdan alıyorum. “ Edebiyatımızın Ustalarının Gözünden Atatürk ve Devrimin Yönü ” aslında aynı doğrultudaki bir dizi kitabın sonuncusu. İlk kez, “Atatürkçülüğün Kurtuluş Savaşı” ile Kemalizmin asıl düşünsel temeli ve yönü üzerine birlikte düşünelim istemiştim. Bunu, “Uğur Mumcu Kemalizm ve S...

Bir Düş Görmüş Gibi / Esme Aras

Resim
Yazar Taylan Özbay’ın “Edebiyatımızın Ustalarının Gözünden Atatürk ve Devrimin Yönü” adlı kitabı (2020), Genel Yayın Yönetmeni olduğu Telgrafhane Yayınları tarafından yayımlandı. Kitabında Atatürk devrimlerini inceleyen Özbay, Cumhuriyet’in kazanımlarını edebiyatçıların gözünden aktarmayı amaçlamış. Onların düşüncelerine, ideallerine kulak verip düşledikleri geleceği yansıtmış. Öner Yağcı’nın önsözü ile açılan bu çalışmanın odağında Atatürk’ü görmüş, o günleri yaşamış, onun yolunu özümsemiş yazarlar var. Özbay’a göre edebiyatçılar, Kurtuluş Savaşı’nın ve devrimlerin önemini kavramış birer kanaat önderi, halk neferi olarak görev yapmıştır. Cumhuriyet devrimleri bir aydınlanma çağıdır ve Mustafa Kemal de bu doğrultudaki yol açıcı önderdir. Yürünecek yol da toplumcu bir yol olmalıdır. İşte Özbay buradan hareketle kitabında, severek okuduğu şu isimlere odaklanır. ∗ ∗∗ Osmanlı’nın dağılma sürecinde savaşlar sürerken, başta İstanbul olmak üzere işgal günlerine tanıklık eden bir kuşaktan gele...

UĞUR MUMCU NEYİ TEMSİL EDİYOR?

Resim
Büyük ölüleri anmanın sabit bir yolu, yöntemi yok elbette. Ancak bir öz var ki, yitirildiğinde ölümlerin bize yüklediği sorumluluğa da hıyanet etmiş oluyoruz. Her 24 Ocak’ta olduğu gibi bu yıl da Uğur Mumcu’yu beylik cümlelerle ananlar çok olacak; “ bayrağı bizde ”ciler, “ emanetine sahip çıkanlar ”, “ bıraktığı yerden mücadeleye devam edenler ”… Gelin biz, “ Aslolan fikirdir ” deyip, bildiğimiz özden şaşmadan Mumcu üzerine düşünelim. İlk sorumuz, “ Eksilen neydi? ” olsun. Uğur Mumcu’nun alçakça katledilmesiyle neyi yitirdik? Yetkin bir araştırmacı gazeteciyi mi? Bugün Mumcu gibi, yolsuzluğun, hırsızlığın, kaçakçılığın, hayali ihracatın, rüşvetin üzerine giden yetkin araştırmacı gazetecilerimiz yok mu sahiden? Yeri dolmaz bir Atatürkçüyü mü? Atatürk üzerine, Atatürkçülük üzerine emek harcamış, fikirler ve çözümlemeler ortaya dökmüş nice yazarımız, düşünürümüz yok mu bizim? Toplumculuğu, solculuğu, sosyalistliği; hukukun üstünlüğüne, demokrasiye inancı mı? Ülkemizde bu değ...

DAVER DARENDE’NİN ARDINDAN

Resim
  Bir gün… Yayınevinde karşılıklı oturmuşuz. Onun getirdiği Tellibağ şarabımızdan birkaç yudum almışız ki, ben artık dayanamayıp soruyorum: “Daver Bey, siz niye iki saat takıyorsunuz?” Daver Bey’in iki kolunda iki kol saati var, her gelişinde gözümüz hep o saatlerde. Önce iki bileğine bakıyor, gülümsüyor, sırayla kollarındaki saatleri göstererek: “Bunu,” diyor; “eşim evlendiğimizde hediye etmişti. Yıllar içinde bozuldu, tamiri de yokmuş. Ama takıyorum. E diğerinden de saate bakıyorum.” Sanırım on yıl içinde biriktirdiğimiz anılardan, Daver Darende’yi en iyi anlatabilecek olanı bu. Sonra? Yayınevinin çalan kapısını açtığımızda, önü hep ilikli ceketi ve elinden eksik olmayan evrak çantasıyla, ta yürekten gelen bir merhaba: “Ah canım, ah, ah, sizleri ne çok özledim!” Ne çok özleyeceğiz Daver Bey’i…   Peki şimdi ne demeli? Nerede karışıklık, iç savaş, kaos varsa oraya gönderilmekle geçen diplomatlığını mı anlatmalı; özellikle dış politika konusunda kale...

BİR SABAH…

Resim
  Uyku tutmadı. Sabaha karşı. Araladım perdeyi, sokağa göz atacak oldum. Evimin penceresinden görünen tek devlet kurumu var: TÜİK! Birazdan mesaiye başlayacak personelini düşünsem. Hummalı bir koşturmaca. Topla, çıkar, çarp, böl. Bir tek kişinin istediği rakamlar çıkana dek… Olmadı baştan! Gerçi nicedir böyle memleket. Her şey, bütün çaba, güç kimdeyse onu memnun etmek için, onun dedikleri olsun diye. Topla, çıkar, çarp, böl. Memuru, bürokratı, gazetecisi, televizyoncusu, akademisyeni, politikacısı… Ne zaman bu hâle geldik biz? … Gün ağarıyor. TÜİK tabelasının ışığı söndü sönecek, sonra insanlar sokaklara dolacak. Yarın Uğur Mumcu’yu öldürdükleri günün otuz yıl sonrası. Kim Uğur Mumcu? Biri diyecek ki Atatürkçüdür, biri diyecek ki tarihimizin en yetkin gazetecisidir, öbürü diyecek ki solcudur, aydındır… Hepsi doğru, tamamı eksik. Mumcu, Kemalist: Ama Kemalizmi bir ideoloji olarak donduranlardan, orada kalanlardan değil; tam bağımsızlıkçı ve laik ...

Edebiyatçılar ve Atatürk... / Erendiz Atasü

Resim
  Taylan Özbay; Edebiyatımızın Ustalarının Gözünden Atatürk ve Devrimin Yönü’nde; Yakup Kadri, Sait Faik, Orhan Kemal, Orhan Veli, Halikarnas Balıkçısı gibi kimi büyük şair ve yazarlarımızın Atatürk’e, Kurtuluş Savaşına ve Devrimlere dair yazdıklarını kapsamlı bir incelemeyle ve nesnellikle aktarıyor. Taylan Özbay’ın çalışması ilginç, güzel ve yararlı. Yakup Kadri, Sait Faik, Orhan Kemal, Orhan Veli, Halikarnas Balıkçısı gibi kimi büyük şair ve yazarlarımızın Atatürk’e, Kurtuluş Savaşına ve Devrimlere dair yazdıklarını kapsamlı bir incelemeyle derlemiş ve nesnellikle aktarmakta. Seçiminin, konuyla ilgili görüşleri kamuoyunca fazla bilinmeyen yazarları içerdiğini, örneğin bu nedenle Attilâ İlhan gibi yazarların çalışma dışı kaldığını belirtmekte. Dikkati çeken başka bir özellik, işgal yıllarına, Kurtuluş Savaşına, en azından Cumhuriyetin ilk yıllarına tanıklık edebilmiş yazarların seçilmesi ki kanımca çok isabetli; bu seçim Taylan Özbay’ın yapıtını bir “sözlü tarih” araştırması düzl...

İşgalci kamyonunun altında kalan çocuğun umudu / Barış Pehlivan

Resim
Babası ile birlikte hastanedeki annesini ziyarete gidiyordu. Üzerlerine doğru bir kamyon hızla gelmeye başladı. 6 yaşındaki çocuk bedeni kamyon tekerleklerinin arasındaydı. Mucize eseri, sağ kurtuldu. Baba şoförden davacı olmak istese de nafileydi. Çünkü kamyon, İstanbul’u işgal eden düşmanlara aitti. Gün geldi, işgal edenler gitti, beyaz at üstünde Refet Paşa Türk ordusuyla İstanbul’a girdi. Onu alkışlayan ellerden ikisi, işgalci kamyonunun altında kalan çocuğundu. Ve o çocuk büyüdü, Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayı’ndaki naaşının başındaki son nöbetçi bir teğmen oldu. İşgalci kamyonundan kurtulan, kurtuluşu alkışlayan, 10 Kasım’ın askeri Aziz Nesin’di. YAKUP KADRİ’Yİ TİTRETEN HABER Sanatçıların “ Reddediyoruz ” başlıklı bildirisi yayımlandı geçen hafta. Orada şu satırlar dikkatimi çekti: “Cumhuriyetimizin değerleri alt üst edilmiş. Monarşi hayranlığı körükleniyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun birkaç yüzyılı kapsayan aydınlanma çabaları göz ardı edilerek en karanlık, en gerici, en baskıcı dö...

EDEBİYATIMIZIN USTALARININ GÖZÜNDEN ATATÜRK VE DEVRİMİN YÖNÜ / Muharrem Anıl

Resim
Günümüzün önemli aydın, yayıncı ve yazarlarından Taylan Özbay’ın   “Edebiyatımızın Ustalarının Gözünden Atatürk ve Devrimin Yönü”   kitabı geçtiğimiz Şubat ayında Telgrafhane Yayınları’ndan çıktı. Özel olarak seçilmiş 10 ismin,; Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Aziz Nesin, Sait Faik Abasıyanık, Orhan Veli, Oktay Akbal, Halikarnas Balıkçısı, Rıfat Ilgaz, Melih Cevdet Anday, Orhan Kemal ve Ceyhun Atuf Kansu’nun İstiklal Savaşı, Türk Devrimi, Atatürk ve toplumsal düzene dair hatıra, anekdot ve alıntılarıyla desteklediği kitabında, Özbay aslında bir dönemi incelemiyor, bir yön saptamaya çalışıyor. Uzun süren, büyük bir emeğin ürünü olduğu içeriğindeki çeşitlilik ve zenginlikten belli olan bu kitap ile Özbay, dün ile bugün ve gelecek arasındaki bağlantıyı kurmamıza önemli bir katkı koyuyor. Hafıza tazelememizi sağlıyor. Bunu yaparken de, bugün pek çoklarının yaptığı gibi, alışılageldik şekilde, 1919-1938 devrimler dönemini değil, özellikle hemen sonrasında Türk edebiyatının burçlarında p...